
Çizerek geçen günlerden kalanlar,paylaşalım,bu da bir emektir:)
20 Ekim 2008
15 Ekim 2008
Vınnn
PA PAAAM!! Vınnn bir iki haftaya kadar tüm kitapçılarda! Yazarı Rana Raschid ve çizeri ben olan kitabımız, büyük bir emeğin sonucu olarak karşınızda...

Türü: Öykü
Fiyat: 9.90YTL
4+ yaş

VINNN!..
Yazan:
Rana Raschid
Çizen:
Serap Deliorman
Yazan:
Rana Raschid
Çizen:
Serap Deliorman
Yaşamı Ne Kadar Hızlı Yaşıyoruz?!
Hepimizin bir sürü uğraşı var.
Peki ama günlük koşuşturma sırasında sevdiklerimize
ne kadar zaman ayırabiliyoruz?
Sizin çevrenizdekiler de bir yerlere yetişememekten şikayet ediyor mu?
O zaman bu kitap tam size göre!
Türü: Öykü
Fiyat: 9.90YTL
4+ yaş
22 Eylül 2008
18 Ağustos 2008
Nihayet yeni güzel evimize taşınıyoruz. Kadıköyün en belalı sokağında geçen 2 yılın sonunda..Son olarak, tüylerimi diken diken eden bir şiddet vakasına daha tanık olduktan sonra ...
Bütün dostlarımızı en kısa zamanda büyük partide göreceğimi umuyorum. Çok yakında...:)

Veda,
"Delikuşla sohbet ettik bu sabah dedikleri bir bir aklımda:
Bu kahvaltılardan, patetes çılgınlığından, kahvesinin tadından, yeni kitabın çılgın kutlamasından,bir gecede dünyayı gezmenin yorgunluğundan, gemilerden, susuzluğa rağmen hergün şekillendirdiğimiz umudun son halinden, para hırs kıskançlık olmadan kurulan köprülerden, emekten vazgeçmek bu kadar kolaymıydı derken bile salaklık sınırlarımı zorluyorum .Ama bu kadar kararsızlığın içinde bu kadar kararlı olabilmek kolay değildir eminim, saygılar...bunu zamana borçluyuz. Kimine göre kısa kimine göre uzun zamana....
Bütün dostlarımızı en kısa zamanda büyük partide göreceğimi umuyorum. Çok yakında...:)

Veda,
"Delikuşla sohbet ettik bu sabah dedikleri bir bir aklımda:
Bu kahvaltılardan, patetes çılgınlığından, kahvesinin tadından, yeni kitabın çılgın kutlamasından,bir gecede dünyayı gezmenin yorgunluğundan, gemilerden, susuzluğa rağmen hergün şekillendirdiğimiz umudun son halinden, para hırs kıskançlık olmadan kurulan köprülerden, emekten vazgeçmek bu kadar kolaymıydı derken bile salaklık sınırlarımı zorluyorum .Ama bu kadar kararsızlığın içinde bu kadar kararlı olabilmek kolay değildir eminim, saygılar...bunu zamana borçluyuz. Kimine göre kısa kimine göre uzun zamana....
11 Temmuz 2008
Bu katliam beni çok etkilemiştir.Bu habere dikkat çekmek istedim.
http://www.ntvmsnbc.com/news/452764.asp
Srebrenica için açılan dava Lahey’de reddedildi.
"1992-1995 arasında süren Bosna savaşında, Ratko Mladiç yönetiminde Srebrenica kentine giren Sırp askerlerinin, çocuklarla birlikte 8 bin 106 kişiyi katlettiği gerekçesiyle dava açan ve aralarında “Srebrenica anneleri”nin de bulunduğu 6 bin kişinin avukatlığını yapan 200 kişilik Axel Hagedorn avukatlık bürosu sonucu “yanlış karar” olarak değerlendirdi."
Mahkeme Srebrenica’da yakınlarını kaybedenlerin, Hollanda hükümetine karşı açtığı davanın da düştüğünü belirtti.
Burası Avrupa işte 8 bin insanın ölümü bir anda görmezden gelinebiliyor bir gece de ölmeleri gibi çabuk ve önemsiz. Bu mahkemelerin amacı nedir gerçekte Tamamen göstermelik bir uğraş. Zamanında eski Yugoslavya başkanı savaş suçlusu Miloseviç in yargılandığı davayı görme fırsatımız olmuştu bir arkadaşımla. Camekan arkasında gerçekleşen ve belli saatler ziyaretçilere açık olan bu mahkeme tamamen şov görünümündeydi ve mide bulandırıcı bir hali de vardı yargılananların keyifli halini göz önünde bulundurursak! Bu insanlardan mı bişeyler öğreneceğiz?
Hollanda hükümeti kendi suçunu nasıl da içi rahat görmezden gelebiliyor...insanları yargılanma aşamasına zorla getirip sonra da ceza bile veremeden konuları kapatıyorlar.Miloseviç işlediği suçun cezasını çekmeden herhafta bir sirk gösteri gibi yapılan mahkemede keyifle vakit geçirip eceliyle öldü.
http://www.ntvmsnbc.com/news/452764.asp
Srebrenica için açılan dava Lahey’de reddedildi.
"1992-1995 arasında süren Bosna savaşında, Ratko Mladiç yönetiminde Srebrenica kentine giren Sırp askerlerinin, çocuklarla birlikte 8 bin 106 kişiyi katlettiği gerekçesiyle dava açan ve aralarında “Srebrenica anneleri”nin de bulunduğu 6 bin kişinin avukatlığını yapan 200 kişilik Axel Hagedorn avukatlık bürosu sonucu “yanlış karar” olarak değerlendirdi."
Mahkeme Srebrenica’da yakınlarını kaybedenlerin, Hollanda hükümetine karşı açtığı davanın da düştüğünü belirtti.
Burası Avrupa işte 8 bin insanın ölümü bir anda görmezden gelinebiliyor bir gece de ölmeleri gibi çabuk ve önemsiz. Bu mahkemelerin amacı nedir gerçekte Tamamen göstermelik bir uğraş. Zamanında eski Yugoslavya başkanı savaş suçlusu Miloseviç in yargılandığı davayı görme fırsatımız olmuştu bir arkadaşımla. Camekan arkasında gerçekleşen ve belli saatler ziyaretçilere açık olan bu mahkeme tamamen şov görünümündeydi ve mide bulandırıcı bir hali de vardı yargılananların keyifli halini göz önünde bulundurursak! Bu insanlardan mı bişeyler öğreneceğiz?
Hollanda hükümeti kendi suçunu nasıl da içi rahat görmezden gelebiliyor...insanları yargılanma aşamasına zorla getirip sonra da ceza bile veremeden konuları kapatıyorlar.Miloseviç işlediği suçun cezasını çekmeden herhafta bir sirk gösteri gibi yapılan mahkemede keyifle vakit geçirip eceliyle öldü.
26 Haziran 2008
Kırmızı-Beyaz

Birliktelik, heyecan ve bu aitlik hissi güzeldi. Her türlü akıl almaz sıkıntısına ve büyük bir savaş halinde geçen günlere rağmen bu ülkenin parçası olmak iç rahatlığı...
Türküler, masallar, en içten filmler, umulmadık sıcak insanlar cabası. Napalım yaşamayı seviyorsak, herşeyine rağmen.
Umut, hayaller, dostlar,sevgililer bizim, paylaşmak, birlikte şarkı söylemek, şarabı tatmak ,gülmek, derdin duvarı...daha neler neler
Bu dünyaya bu toprağa ait olmak güzel, isyanlar pahasına...
Türküler, masallar, en içten filmler, umulmadık sıcak insanlar cabası. Napalım yaşamayı seviyorsak, herşeyine rağmen.
Umut, hayaller, dostlar,sevgililer bizim, paylaşmak, birlikte şarkı söylemek, şarabı tatmak ,gülmek, derdin duvarı...daha neler neler
Bu dünyaya bu toprağa ait olmak güzel, isyanlar pahasına...
23 Mayıs 2008
Yazlık kıyafetler çıkınca ortada kalan onca kazak, giyilmeyen bir sürü gereksiz seviyorum diye kenarda tutulan giysiler için yeni dolap adresleri:
1. TOCEV 0212 280 25 11
2. ACIL IHTIYAC PROJESI VAKFI 0212 491 06 61 -534 33 82
3. COCUK ESIRGEME KURUMU 0312 310 24 60
4. KADEV (KADIN EMEGINI DEGERLENDIRME VAKFI ) Beyoglu'ndaki vakif binasinin hemen alt katinda Nahil ismindeki dukkanda ikinci el esyalar satiliyor. 0212 292 26 72
5. www.velimolurmusun. org sitesinden bir cocugun velisi olabilir ve Express Kargo da sponsor oldugu icin ucretsiz gonderim yapabilrsiniz.
6. Taksim Genclik ve Cocuk Evi. 13 - 18 yaslarindaki kiz cocuklarinin siginma evi. Herseye ihtiyaclari oluyor. 0212 251 28 18
7. Beyoglu Sosyal Yardim Magazasi 0212 251 83 44 nolu telefonu arayip adresinizi soyledginizde bir gun sonra evinizden neyi vermek istiyorsaniz alip fakirlere dagitiyorlar.
8. Umut Cocuklari Dernegi ev esyalarini kabul ediyor. 0212 297 61 05 - 297 61 06
9. TOFD (Turkiye Omurilik Felclileri Dernegi ) 0212 661 08 61
10. Bir ogretmenin cagrisina da kulak verebilirsiniz '' Trabzona bagli Duzkoy Cayirbagi I.O . ogretmeniyim. 600 civarinda ogrencimiz zor sartlarda egtim goruyor.yardimci olabilirseniz seviniriz.'' mesutmevlude@ mynet.com
11. Mahalle muhtarlari da bu tur yardimlari alip dagitabiliyor.
1. TOCEV 0212 280 25 11
2. ACIL IHTIYAC PROJESI VAKFI 0212 491 06 61 -534 33 82
3. COCUK ESIRGEME KURUMU 0312 310 24 60
4. KADEV (KADIN EMEGINI DEGERLENDIRME VAKFI ) Beyoglu'ndaki vakif binasinin hemen alt katinda Nahil ismindeki dukkanda ikinci el esyalar satiliyor. 0212 292 26 72
5. www.velimolurmusun. org sitesinden bir cocugun velisi olabilir ve Express Kargo da sponsor oldugu icin ucretsiz gonderim yapabilrsiniz.
6. Taksim Genclik ve Cocuk Evi. 13 - 18 yaslarindaki kiz cocuklarinin siginma evi. Herseye ihtiyaclari oluyor. 0212 251 28 18
7. Beyoglu Sosyal Yardim Magazasi 0212 251 83 44 nolu telefonu arayip adresinizi soyledginizde bir gun sonra evinizden neyi vermek istiyorsaniz alip fakirlere dagitiyorlar.
8. Umut Cocuklari Dernegi ev esyalarini kabul ediyor. 0212 297 61 05 - 297 61 06
9. TOFD (Turkiye Omurilik Felclileri Dernegi ) 0212 661 08 61
10. Bir ogretmenin cagrisina da kulak verebilirsiniz '' Trabzona bagli Duzkoy Cayirbagi I.O . ogretmeniyim. 600 civarinda ogrencimiz zor sartlarda egtim goruyor.yardimci olabilirseniz seviniriz.'' mesutmevlude@ mynet.com
11. Mahalle muhtarlari da bu tur yardimlari alip dagitabiliyor.
12 Mayıs 2008

"Piyano Çalmayı Öğreniyorum" kitabı nihayet sonuçlandı.
Sevgili Diğdem ve Elvan Gezek'in hazırladığı kitabın resimlemelerini yaptım. Birlikte uzunca bir zaman çalıştık, bu kitabın hazırlanmasında bir sürü emeğin yanısıra mutluluk, karamsarlık, tatlı komik anılar, karmakarışık herşey yaşandı.
Hayatları piyano ile rengarenk geçen iki arkadaşımı kutluyorum.
25 Nisan 2008
isyan
Nereye kadar bu insanlarla sürükleneceğiz! Artık o kadar çoklar ki ! Ne eğitim düzeyi ne dış görünüşü hiç bir şey farketmeden, karşındaki yok sayıp taciz edebilen insan mı, bu pervasızlık nedir artık?! Hayatı boyunca en ufak bir tacize maruz kalmamış bir kadın var mı, yok' heryerde sözle, gözle, her türlü taciz gündelik hayatta gayet karşılaşılabilinecek bir durum olmuş ve memleketimizin onca kendiyle övündüğü kendine has özel erdemli naif anadolu insanı maskesinin yanısıra...Bu kadar kompleksli, bastırılmış sorunlu insanlar olabilir mi?var işte heryerde...
nerde huzurlu diyarlar, güvenli sıcak yuvalar?
Gelinlik giymiş bir insanı bile algılayamayan varlıklar var aramızda, sadece varlar.
bunun neyle ilgisi var, ekonomik düzeyimizle, gelişememişliğimizle mi?Tamamen bencillikle!
O kadar çok tüketen maddi manevi doyamayan insanoğlu bu ülkenin her bir köşesinde...Herşeyi koparıp yok etmekten yana herkes, artık bir gazete alamıyorum elime, dünyanın dört bir yanında halen süren savaşlar bir yana bir de cinayetler, tecavüzler ...
insanı herşeyden alıkoyan bir umutsuzluk sarıyor sonra da...
Biz başka yerdeyiz sanırım, sesimizi duyan mı yok! Şimdi bir gelinlik giyip yola çıksak kimle karşılaşırız ilk, yollar nereden nereye kadar uzar, iyi değil sadece konuşabileceğin sadece insanı bulma umudu biter mi, kadınların geceleri sokakta dolaşabildiği ülkeler kurulur mu, tanımadığına gülümseyebilen insanlar yetişir mi, korkunç şeylerle değil de olağanüstü şeylerle hayrete düşeceğimiz günler gelir mi,kadınlar artık bütün bu saçmalıklardan,satılmaktan satmaktan kendini kurtarır mı ..
bitmez.herkes yazıyor köşesinde hergün, bitmiyor...
nerde huzurlu diyarlar, güvenli sıcak yuvalar?
Gelinlik giymiş bir insanı bile algılayamayan varlıklar var aramızda, sadece varlar.
bunun neyle ilgisi var, ekonomik düzeyimizle, gelişememişliğimizle mi?Tamamen bencillikle!
O kadar çok tüketen maddi manevi doyamayan insanoğlu bu ülkenin her bir köşesinde...Herşeyi koparıp yok etmekten yana herkes, artık bir gazete alamıyorum elime, dünyanın dört bir yanında halen süren savaşlar bir yana bir de cinayetler, tecavüzler ...
insanı herşeyden alıkoyan bir umutsuzluk sarıyor sonra da...
Biz başka yerdeyiz sanırım, sesimizi duyan mı yok! Şimdi bir gelinlik giyip yola çıksak kimle karşılaşırız ilk, yollar nereden nereye kadar uzar, iyi değil sadece konuşabileceğin sadece insanı bulma umudu biter mi, kadınların geceleri sokakta dolaşabildiği ülkeler kurulur mu, tanımadığına gülümseyebilen insanlar yetişir mi, korkunç şeylerle değil de olağanüstü şeylerle hayrete düşeceğimiz günler gelir mi,kadınlar artık bütün bu saçmalıklardan,satılmaktan satmaktan kendini kurtarır mı ..
bitmez.herkes yazıyor köşesinde hergün, bitmiyor...
08 Nisan 2008
BOYALI KUŞ

İşte çocuk kitabı illüstratörleri resmi sitesi.
"Daha önce çocuk kitapları ilüstrasyonları konusunda deneyimli, Anadolu ve yakın coğrafyamızın masal geleneğini bugünkü kitaplara aktarmak için yıllardır çalışan yaklaşık 30 profesyonel çizer, bu internet sitesinde bir araya geldi. " emekler, eğlenerek çizilmiş renk renk resimler, hepsi
...hepimiz oradayız...
http://boyalikus.com/
"Daha önce çocuk kitapları ilüstrasyonları konusunda deneyimli, Anadolu ve yakın coğrafyamızın masal geleneğini bugünkü kitaplara aktarmak için yıllardır çalışan yaklaşık 30 profesyonel çizer, bu internet sitesinde bir araya geldi. " emekler, eğlenerek çizilmiş renk renk resimler, hepsi
...hepimiz oradayız...
http://boyalikus.com/
07 Nisan 2008
Bologna Çocuk Kitapları Fuarı- 2008

Neyse bakalım, iletişim sorunları aşılıyor.. Benim söyleyecek şeylerim bitmemiş herşeye rağmen, bir kaç konu var:
Bu sene gerçekleşen Bologna Çocuk Kitapları Fuarı...Çocuk kitapları alanındaki en etkili ve tek fuar denebilir.Çeşitli nedenlerle lkemizin neredeyse hiçbir etkinliği olamıyor. Şimdiye dek illustratörler sergisine katılmış bir çizerimiz yok. Bu sene olmasa da çalışıyoruz ve umuyoruz ki 2009'da oradayız. Başka katılmayı düşünen olur mu ki?
Gelecek fuar Frankfurt Kitap Fuarı...Konuk ülkenin Türkiye olması bakımından önem taşıyor. Çocuk kitapları bölümü olan genel bir kitap fuarı.
Takip edelim...
19 Kasım 2007
06 Kasım 2007
meeting in Zdonov - Zdonov (Çek Cumhuriyeti) Sanat Buluşması
23 Eylül den başlayıp Ekim sonuna kadar süren ve bu çiftlikte ilki gerçekleştirirlen projede yer almak çok güzeldi. Bir alanı sanatsal bir çabayla değiştirmek başka anlamlar yükleyerek o atmosfere bir şeyler katmakla yola çıkıldı. Çiftliğin odalarında herkes kendine en uygun alanı belirledi. Benim projem için biraz ışık ve en güzeli güneş ışığı gerekliydi. Ancak mekanların çoğu hala restorasyonu tamamlanmamış ve naif durumdaydı.Ben de projem için merdiven aralığını seçtim, en azından ışık kırılmalarını hareketle değişen yansımaları yakalamak adına. Benim için mekan bir masal sahnesi gibiydi ve bu sahneden ortaya dökülen bu dilek ağacı oldu. Parlak altın yaldızı ve değişik parlak materyaller kullanarak merdivenlerde bir nefeslik olsun değişiklik yaratmak istedim. Bu proje herşeyiyle ilk-lerden oluştu, hepimiz adına. Ateşin kıyıcığında sohbetler, açılışlarımız, yeni yeni insanlar, kar, uçsuz bucaksız ormanlar, sessizlik, paylaşmak!...

Elimde olmadan yerel motiflerden yola çıkmışım, evrensel bir şeyler söylemeye çalışırken.
Sürekli kafam karıştı, aynı denizde balıklar, aynı gök tepelerinde, suda kökler aynı gövdeden..
Masal işte...

Elimde olmadan yerel motiflerden yola çıkmışım, evrensel bir şeyler söylemeye çalışırken.
Sürekli kafam karıştı, aynı denizde balıklar, aynı gök tepelerinde, suda kökler aynı gövdeden..
Masal işte...
Projede çok çok harika çalışmalar yer aldı. Daha ayrıntılı bilgiler http://www.meetinginzdonov.blogspot.com/
bu sitede yayınlanacak. Diğer sanatçıların çalışmaları, kesitler, projenin ayrıntıları: http://www.challengeaspace.blogspot.com/
04 Ekim 2007
Travis - Dear Diary
dear diary
what is wrong with me
cos i'm fine between the lines
be not afraid
help is on its way
a sentence suspended in air way over there
dear diary
what else could it be
as nightshade descends like a veil under the sail of my heart
be still don't stop until the end
dear diary
what is wong with me
cos i'm fine between the lines
dear diary
what is wrong with me
cos i'm fine between the lines
be not afraid
help is on its way
a sentence suspended in air way over there
dear diary
what else could it be
as nightshade descends like a veil under the sail of my heart
be still don't stop until the end
dear diary
what is wong with me
cos i'm fine between the lines
03 Ekim 2007
s a b a h s a b a h ç a r e s i z l i k
Bir kadın gördüm,kaldırıma düşen gölgesiyle konuştu.
Durdu, hepimiz devam ettik.
Sırtı dönük akan yola, akan hayata
yol upuzun gün.
Gölgesi karşısında.Durdu, boyluboyunca konuştu. Ne konuştu?
Yürüdüm akan yolla, rüzgarla,omuzların ağırlığıyla,uzaktaki gölgeyle konuşa konuşa,
gözlerin arasından dar çarşı sokaklarına.
Hepimiz aynı şarkıyı söylüyor gibiydik, düşündük de şöyle ince ince sanki
balıkçılar,akan sular,hepimiz.
Durdu, hepimiz devam ettik.
Sırtı dönük akan yola, akan hayata
yol upuzun gün.
Gölgesi karşısında.Durdu, boyluboyunca konuştu. Ne konuştu?
Yürüdüm akan yolla, rüzgarla,omuzların ağırlığıyla,uzaktaki gölgeyle konuşa konuşa,
gözlerin arasından dar çarşı sokaklarına.
Hepimiz aynı şarkıyı söylüyor gibiydik, düşündük de şöyle ince ince sanki
balıkçılar,akan sular,hepimiz.
28 Eylül 2007
Bir ağaç var içimde
fidesini getirmişim güneşten.
Salınır yaprakları ateş balıkları gibi
yemişleri kuşlar gibi ötüşür.
Yolcular füzelerden
çoktan indi içimdeki yıldıza.
Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar,
komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok.
İçimde ak bir yol var.
Karıncalar buğday taneleriyle
bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer
ama yasak, geçemez cenaze arabası
İçimde mis kokulu
kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil
Nâzım Hikmet
fidesini getirmişim güneşten.
Salınır yaprakları ateş balıkları gibi
yemişleri kuşlar gibi ötüşür.
Yolcular füzelerden
çoktan indi içimdeki yıldıza.
Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar,
komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok.
İçimde ak bir yol var.
Karıncalar buğday taneleriyle
bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer
ama yasak, geçemez cenaze arabası
İçimde mis kokulu
kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil
Nâzım Hikmet
19 Eylül 2007
"Yanlış Zaman Yolcuları"
Bu hafta vizyona giren bir film konumuz. Filmin iki faklı afişini de ben yaptım. Yaptığım en eğlenceli işlerden biri oldu. Farklı bir afiş olması için uğraşıldı, o yüzden ekliyorum buraya da...Lütfen filme gidiniz.

YANLIŞ ZAMAN YOLCULARI
Gösterim Tarihi: 21 Eylül 2007
Dağıtım: Kenda Film
Yapımcı: Aren Perdeci
Senaryo: Aren Perdeci, Canan Cemali
Yönetmen: Aren Perdeci
Görüntü Yönetmeni:Serkan Güler, Ahmet Sesigürgil(Roman Bölümü)
Sanat Yönetmeni: Nilüfer Özseven ,Bora Batur(Roman Bölümü)
Orjinal Müzik: Saki Çimen, Mat, Edvard Aris
Yapım: Türkiye 2007
www.yanliszamanyolculari.com
Oyuncular: Murat Onur (Mahir) Canan Cemali (Aslı) Sinem Tuncer (Sinem)
İlker Uysaler (Mahir’in çocukluğu)
Sermet Tezel (Sermet Bey) Karolin Sarı (Matmazel Sona)
Filmin konusu için şu linke bakabilirsiniz:
http://beyazperde.mynet.com/film/3731
Fragman için de:
http://www.youtube.com/watch?v=XsK_lB4PhVU
Bu hafta vizyona giren bir film konumuz. Filmin iki faklı afişini de ben yaptım. Yaptığım en eğlenceli işlerden biri oldu. Farklı bir afiş olması için uğraşıldı, o yüzden ekliyorum buraya da...Lütfen filme gidiniz.

YANLIŞ ZAMAN YOLCULARI
Gösterim Tarihi: 21 Eylül 2007
Dağıtım: Kenda Film
Yapımcı: Aren Perdeci
Senaryo: Aren Perdeci, Canan Cemali
Yönetmen: Aren Perdeci
Görüntü Yönetmeni:Serkan Güler, Ahmet Sesigürgil(Roman Bölümü)
Sanat Yönetmeni: Nilüfer Özseven ,Bora Batur(Roman Bölümü)
Orjinal Müzik: Saki Çimen, Mat, Edvard Aris
Yapım: Türkiye 2007
www.yanliszamanyolculari.com
Oyuncular: Murat Onur (Mahir) Canan Cemali (Aslı) Sinem Tuncer (Sinem)
İlker Uysaler (Mahir’in çocukluğu)
Sermet Tezel (Sermet Bey) Karolin Sarı (Matmazel Sona)
Filmin konusu için şu linke bakabilirsiniz:
http://beyazperde.mynet.com/film/3731
Fragman için de:
http://www.youtube.com/watch?v=XsK_lB4PhVU
Etiketler:
afiş,
film,
gece,
tren,
Yanlis zaman yolculari
18 Eylül 2007
Alternatif yaşam arayışları devam ederken, kurduğum sistemlerin çoğu çöktü, buradaki atmosferde sosyalist anlayış da ömrünü tamamlarken, emperyalizmin kolları en yakınımda...Halbuki biz paylaşalım derdik. Artık, rahat koltuklar, yapma çiçekler, renkli ekranlar, demir makaslar,görünmez ilişkiler,maskeli balo çılgınlığı.
Bireysel yaşamlarımız, yanlızlığın dayanılmaz hafifliği ve doğayı özleyen ben, nostaljiyle, elle tutulan parça parça olmuş kalanlarla hala insanı savunan ben...Sanırım pes ediyorum, bu kavgadan, çarklardan elimizden alınan onca şeyden sonra.
Şiirle şarkıyla beslenip isyan, acı kusmak artık kimseyi etkilemiyor.
Sizin olsun bu şehir.
Bireysel yaşamlarımız, yanlızlığın dayanılmaz hafifliği ve doğayı özleyen ben, nostaljiyle, elle tutulan parça parça olmuş kalanlarla hala insanı savunan ben...Sanırım pes ediyorum, bu kavgadan, çarklardan elimizden alınan onca şeyden sonra.
Şiirle şarkıyla beslenip isyan, acı kusmak artık kimseyi etkilemiyor.
Sizin olsun bu şehir.
05 Eylül 2007
notlar devam...
İRAN-isfahan
Sabah ilk uçakla Isfahan'a gittim.Burda şehirlerarsı uçaklar çok ucuz.Bu da bulabildiğim tek bilet oldu.Bundan sonra kutsal tatil başladığı için bir yerden bir yere gitmem işkence oldu.
İsfahan'daki Nakş-i Cihan medanı dünyanın en büyük meydanlarından.Meydanın çevresi eski pazarlar, kervansaraylar, camilerler çepeçevre..İran'ın en turistik ve en büyük en gizemli şehirlerinden biri.
Bir de şehrin orasından geçen Zayende nehri üzerinde bir çok tarihi köprü vardı.Bunlardan en güzeli Si-ye-se-pol köprüsü , altında akan suyun kıyıcığındaki çayhanesiyle harika dolunaylı gecesiyle gerçekten harikaydı.Buraya bir iki fotograf kayacağım yakın zamanda..
Bir an Isfahan'da kaldım sandım,başka yere bilet bulmak mümkün değil, otobüsle 10 saat Şiraz, vaktimde yetmeyecek param da sanki.. Ve İran'ın en güzel şehrini atlayıp görmeyi planladığım üçüncü güzel şehre gitmeye karar verdim.YEZD
Yezd
Bu şehir hayalimde sarı toprak evleri, tozlu ıssız karmakarışık sokakları eski pazarlarıyla bir çöl şehri..Evet tam olarak böyle bir yermiş.Çöl de otantik büyülü bir güzellik..
Bütün oteller buradaki geleneksel evlerden otele dönüştürülmüş, işte bu otelde bir bahçenin etrafına dizili odaları, bahçesinde minderli masalı ufacık restoran ve buluşma kısmıyla çok otantik ve aradığım yerdi.
Burdaki turistlerle gezdim şehri. Zerdüşt Tapınağı ve Sessizlik Kulesi bu şehrin en ilginç tarihi, değerli yerleriydi.
Zerdüşt tapınağı...
İRAN-isfahan
Sabah ilk uçakla Isfahan'a gittim.Burda şehirlerarsı uçaklar çok ucuz.Bu da bulabildiğim tek bilet oldu.Bundan sonra kutsal tatil başladığı için bir yerden bir yere gitmem işkence oldu.
İsfahan'daki Nakş-i Cihan medanı dünyanın en büyük meydanlarından.Meydanın çevresi eski pazarlar, kervansaraylar, camilerler çepeçevre..İran'ın en turistik ve en büyük en gizemli şehirlerinden biri.
Bir de şehrin orasından geçen Zayende nehri üzerinde bir çok tarihi köprü vardı.Bunlardan en güzeli Si-ye-se-pol köprüsü , altında akan suyun kıyıcığındaki çayhanesiyle harika dolunaylı gecesiyle gerçekten harikaydı.Buraya bir iki fotograf kayacağım yakın zamanda..
Bir an Isfahan'da kaldım sandım,başka yere bilet bulmak mümkün değil, otobüsle 10 saat Şiraz, vaktimde yetmeyecek param da sanki.. Ve İran'ın en güzel şehrini atlayıp görmeyi planladığım üçüncü güzel şehre gitmeye karar verdim.YEZD
Yezd
Bu şehir hayalimde sarı toprak evleri, tozlu ıssız karmakarışık sokakları eski pazarlarıyla bir çöl şehri..Evet tam olarak böyle bir yermiş.Çöl de otantik büyülü bir güzellik..
Bütün oteller buradaki geleneksel evlerden otele dönüştürülmüş, işte bu otelde bir bahçenin etrafına dizili odaları, bahçesinde minderli masalı ufacık restoran ve buluşma kısmıyla çok otantik ve aradığım yerdi.
Burdaki turistlerle gezdim şehri. Zerdüşt Tapınağı ve Sessizlik Kulesi bu şehrin en ilginç tarihi, değerli yerleriydi.
Zerdüşt tapınağı...
03 Eylül 2007
İRAN-ilk uzaklık
Gitmeden önce okumaya başladım ki bütün o gezi notları heryerin herşeyin keşfi ve ayrıntılarıyla anlatmak herşeyi..istediğim farklı geçen bu günleri olabildiğince sade anlatmak..
Okurken şu paragraf Özcan Yurdalan'ın "İran Yolculuğu" kitabında herşeyi anlattı:
"Hiçbir gidişin insanı kendinden kurtaramayacağını bilmek neye yarar?Bir yanda insanı silen bu kent, bir çeyrek sonra başlayacak sınavlar, ekmek parası, çocuğun okulu,validenin yaprak sarması, öte yanda olanca cazibesiyle dünya..Hayat yaşanmak ister...
Yaşanmamış, keşfedilmemiş ne kaldı ki şu koca kente, bu küçük gezegende.Olsun, nasıl olsa hepimiz öleceğiz. Ama ufak da olsa alışkanlıklarımızı kırmanın bir yolu olmalı.GİTMELİ.Çünkü ne kadar yolcu varsa o kadar da yol var.Malum, bunu herkes biliyor ve her iklimi her gönül başka yaşıyor.
........
Çünkü,yaşamın sınırlarına kendi çapında bir karşı koyuş; çünkü anlamanın ve hissetmenin en kestirme yollarından biri bu uzun yolculuklar.."
Tam gezi notlarına gömülmüşken herşeyin keşfedilmiş halinin bir turist gibi üzerinden geçmek bana biraz büyüsüz gelmişti ki bu kitapla doğunun gizemine kapılıp bir an önce aynı meydanları sokakları adımlamak için yola çıkma kararımdan emin odum.
çok kısa İran gezisi süresince defterime aldığım notlardan:
Otel odalarında yapılırya günlerin hesapları, yazılar, yolculuklardan, ben de öyle başladım en başından..Çoktan hazırlandığım ama yine de aniden öyle fazla plan yapmadan herşeye yolda karar vereceğim yolculuğa başladım, 4 gün trenle gece gündüz gece gündüz, gece, gündüz ...
Transasya treni bembeyaz çarşafları,harika ekibi ve Anadolumuzun ne de güzel manzaralarıyla az gitti, düz gitti, gitti de gitti...Kayseriden binen İranlı iki kadınla geçti yolculuğun bir kısmı, tuhaf bir etkileri vardı çünkü ayrılıktan olsa gerek ağlayarak bindiler ve bu hüzün devam etti bir süre...Sonra ne Farsça ne Türkçe anlaşamadık biraz el kol işaretleri, biraz sessiz film sahneleri şeklinde Van Gölü'ne ulaştık..Van'da vedalaştık Transasya ekibiyle..Gölü eski bir İran yapımı feribotla geçtik 4 saat...Feribot iyi, günbatımı dışarsı...
Geldik akşam vakti karşı kıyıya, ıssız bir iskelede İran trenine geçiş yapacağımız yerde bekliyoruz...Yolculuk boyunca yanlızım ya Türkçe konuşan kalmadı artık ama hala Van'dayız.Bütün anonslar bile artık Farsça,Türkçe dysam hemen ortak olucam muhabbete,Neyse ki buldum bir iki kişi..toplam 4 kişiyiz Türk olarak.ilk soru hemen geliyor tabi "Ne işin var Tahran'da?" Var işte bir işim"
neyse İran treninde beni epey koruyup kolladılar, sonu gelmez upuzun sınırdaki pasaport kontrol bekleme fasıllarında da muhabbet ettik..Sağolsunlar..Ankaradan binen iki genç arkadaş adlarını bile sormamışım malesef o yol halinde, bilselerdi keşke ben döndüm sağsalim:)
İran treni geldi nihayet, ben kostüm değişikliği yaptım, kendimi hazırlamak ve ortamda da daha farklı görünmemek mümkünse kaybolmak adına...
Gitmeden önce okumaya başladım ki bütün o gezi notları heryerin herşeyin keşfi ve ayrıntılarıyla anlatmak herşeyi..istediğim farklı geçen bu günleri olabildiğince sade anlatmak..
Okurken şu paragraf Özcan Yurdalan'ın "İran Yolculuğu" kitabında herşeyi anlattı:
"Hiçbir gidişin insanı kendinden kurtaramayacağını bilmek neye yarar?Bir yanda insanı silen bu kent, bir çeyrek sonra başlayacak sınavlar, ekmek parası, çocuğun okulu,validenin yaprak sarması, öte yanda olanca cazibesiyle dünya..Hayat yaşanmak ister...
Yaşanmamış, keşfedilmemiş ne kaldı ki şu koca kente, bu küçük gezegende.Olsun, nasıl olsa hepimiz öleceğiz. Ama ufak da olsa alışkanlıklarımızı kırmanın bir yolu olmalı.GİTMELİ.Çünkü ne kadar yolcu varsa o kadar da yol var.Malum, bunu herkes biliyor ve her iklimi her gönül başka yaşıyor.
........
Çünkü,yaşamın sınırlarına kendi çapında bir karşı koyuş; çünkü anlamanın ve hissetmenin en kestirme yollarından biri bu uzun yolculuklar.."
Tam gezi notlarına gömülmüşken herşeyin keşfedilmiş halinin bir turist gibi üzerinden geçmek bana biraz büyüsüz gelmişti ki bu kitapla doğunun gizemine kapılıp bir an önce aynı meydanları sokakları adımlamak için yola çıkma kararımdan emin odum.
çok kısa İran gezisi süresince defterime aldığım notlardan:
Otel odalarında yapılırya günlerin hesapları, yazılar, yolculuklardan, ben de öyle başladım en başından..Çoktan hazırlandığım ama yine de aniden öyle fazla plan yapmadan herşeye yolda karar vereceğim yolculuğa başladım, 4 gün trenle gece gündüz gece gündüz, gece, gündüz ...
Transasya treni bembeyaz çarşafları,harika ekibi ve Anadolumuzun ne de güzel manzaralarıyla az gitti, düz gitti, gitti de gitti...Kayseriden binen İranlı iki kadınla geçti yolculuğun bir kısmı, tuhaf bir etkileri vardı çünkü ayrılıktan olsa gerek ağlayarak bindiler ve bu hüzün devam etti bir süre...Sonra ne Farsça ne Türkçe anlaşamadık biraz el kol işaretleri, biraz sessiz film sahneleri şeklinde Van Gölü'ne ulaştık..Van'da vedalaştık Transasya ekibiyle..Gölü eski bir İran yapımı feribotla geçtik 4 saat...Feribot iyi, günbatımı dışarsı...
Geldik akşam vakti karşı kıyıya, ıssız bir iskelede İran trenine geçiş yapacağımız yerde bekliyoruz...Yolculuk boyunca yanlızım ya Türkçe konuşan kalmadı artık ama hala Van'dayız.Bütün anonslar bile artık Farsça,Türkçe dysam hemen ortak olucam muhabbete,Neyse ki buldum bir iki kişi..toplam 4 kişiyiz Türk olarak.ilk soru hemen geliyor tabi "Ne işin var Tahran'da?" Var işte bir işim"
neyse İran treninde beni epey koruyup kolladılar, sonu gelmez upuzun sınırdaki pasaport kontrol bekleme fasıllarında da muhabbet ettik..Sağolsunlar..Ankaradan binen iki genç arkadaş adlarını bile sormamışım malesef o yol halinde, bilselerdi keşke ben döndüm sağsalim:)
İran treni geldi nihayet, ben kostüm değişikliği yaptım, kendimi hazırlamak ve ortamda da daha farklı görünmemek mümkünse kaybolmak adına...
Trende bir sürü insanla tanıştım. Trendeki bilet şefi ne de güzel azeri Türkçesi konuşuyor.Kulağa çok güzel geliyor çok sevdim."Özümden bilerem."Meğer psikoloji bölümünü okumuş, Tahran'da parapsikoloji alanında en bilgili insanlardan.Muhabbet parapsikoloji, yemekli vagondayız, sağ sol sapsarı tepeler..
Bu arkadaşımın mene çok yardımı oldu sağolsun dönüş biletimi trene on iki dakikasında binmeme ragmen haletti...
Tahran'a son saatler nasılda geçmek bilmedi, ne varsa okudum, kitaplar dergiler bitti, aynı şarkıları defalarca dinledim ve 4. günün gecesi 3 saatlik bir gecikmeyle Tahran'a vardık.O saatte ne otel rezevasyonum var ne karşılayanım..Neyse denedim şansımı buldum bildik bir yer.Ucuz ve eski olanda yer yoktu biraz pahalıca oldu New Naderi Otel..Neyseki bir oda yürüyorum, gerçek bir yatak, sessizlik ve banyo, allahım banyoo..
Sabah hemen gittim Shabaviz yayınevine, onca mütevazi haliyle..kitaplar görünmese anlaşılmayaca nerededir..Beni misafir ettiler tüm gün,Dünyanın en güzel masal kitapları renk renk hikayeler..Seçtim saatlerce kayboldum orada.."özünden gaptırıp götürem men bunları"
Aldım, aldım, kendimi durdurdum kalanlara bakmamaya çalışarak çıktım yukarı..ah ulen ah çizen çizmiş..
Shavabiz her yıl çizerleriyle yazarlarıyla birlikte bütün ödülleri alan bie yayınevi.Kitapalrı Tahran'dan tüm dünyaya yayılıyor. Ancak Türkiye'de satılan kitabına rastlanamamıştır.Bütün duvarlar ödül takdir belgeleriyle dolu..
Bir de ofiste Shabavizin sembolü olan bembeyaz bir baykuş var."Kali"

14 Ağustos 2007
22 Temmuz 2007
16 Temmuz 2007
"...ben bu şehre ayaklarım sancılı ve az geldim
üşüyünce akşam açmış korkularımla
tutamadım uçan sevgileri tutamadım
konuşamadım
anlatamadım
anlayamadım
ıssız kaldım
sessiz kaldım
dönüyorum sarı kum çiçeklerime
bir gün belki yine
çoğaltıp ellerimi
çoğaltıp gözlerimi
çoğaltıp yüreğimi
gelirim geri
yeni bir şarkıyla inerim şehrin üzerine
unutup eski hüzünlerimi sevinçlerimle..."
zuhal olcay'dan...
üşüyünce akşam açmış korkularımla
tutamadım uçan sevgileri tutamadım
konuşamadım
anlatamadım
anlayamadım
ıssız kaldım
sessiz kaldım
dönüyorum sarı kum çiçeklerime
bir gün belki yine
çoğaltıp ellerimi
çoğaltıp gözlerimi
çoğaltıp yüreğimi
gelirim geri
yeni bir şarkıyla inerim şehrin üzerine
unutup eski hüzünlerimi sevinçlerimle..."
zuhal olcay'dan...
12 Temmuz 2007
trenler
yolculuklar,
eskişehire....
uzak ülkelere irana, kuzey afrika ve akdeniz kıyılarına ,çingenelerin diyarlarına..daha ötelere...
trenlerle uzaklara gitmek gerek.seyahatler ve kitaplar başka yolu yok gibi..
eskişehire....
uzak ülkelere irana, kuzey afrika ve akdeniz kıyılarına ,çingenelerin diyarlarına..daha ötelere...
trenlerle uzaklara gitmek gerek.seyahatler ve kitaplar başka yolu yok gibi..
04 Temmuz 2007
içimdeki şarkı bitti...
Aniden geliveren bu karanlık ne ola ki? Bütün acısına rağmen hayatın kendine bağladığı bu ipler şimdi bir bir....ara ara çılgınca çalan bu şarkı yavaş yavaş nereye? Yine direniyorum kuyunun diplerinden güneşi görmek için, duvarları yıkmak için..bu bulutu dağıtmak için...
-aramızda bu kısaldıkça uzayan yollar bizi nereye götürür, ne zaman nerde olsam, gitsem şehrinizden, bu yapay şeylerle doldurduğunuz yerlerden...
Aniden geliveren bu karanlık ne ola ki? Bütün acısına rağmen hayatın kendine bağladığı bu ipler şimdi bir bir....ara ara çılgınca çalan bu şarkı yavaş yavaş nereye? Yine direniyorum kuyunun diplerinden güneşi görmek için, duvarları yıkmak için..bu bulutu dağıtmak için...
-aramızda bu kısaldıkça uzayan yollar bizi nereye götürür, ne zaman nerde olsam, gitsem şehrinizden, bu yapay şeylerle doldurduğunuz yerlerden...
01 Temmuz 2007
Dar vakitlerde sevgi...
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz.)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar zamanlarda bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz.)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar zamanlarda bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.
30 Haziran 2007
30 haziran sendromu
12 saatlik uykuyla karışık bir düşümece sürecinden sonra aradan haftalar geçmiş gibi yeni güne başladım. Bir kaç haftadır bir şey çizememenin boşluğu geçmek bilmiyor.Müzik de olmasa yaşanmaz şu hayatta..Hemen bişeyler yapmak için çok a zamanım kaldı.Umarım kendime gelirim..dünya bu haldeyken
24 Haziran 2007
canım ecem,
güzel günler göreceğiz, güneşli günler..motorları maviliklere süreceğiz...
hayaller bitmez..
yolculuklar ,kahve molaları, müzikli geceler,eskişehir noltaljisi, partiler, kahvaltılar, dolu dolu günlerimiz, ne güzel pazartesilerimiz,
ya bu böyle gider..
hayaller bitmez..
yolculuklar ,kahve molaları, müzikli geceler,eskişehir noltaljisi, partiler, kahvaltılar, dolu dolu günlerimiz, ne güzel pazartesilerimiz,
ya bu böyle gider..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














