02 Nisan 2009

Gezi

Öncelikle bloglara yazılan bir "gezi notları" bölümü olmasını hiç istemezdim ama Bologna Çocuk Kitapları fuarı derken İtalya'yı dolaşmayı ve bu yazıyı zorunlu kılan bir bakış açısını yansıtmak istedim. Kişiden kişiye göre mutlaka değişir ama biraz eleştirinin pek zararı olacağını sanmıyorum. Roma bir başkent olarak, tarihiyle kültürel zenginliğiyle uzaktan insanı çağıran bir kent. Aynı oranla da bakımsız sokakları, düşük kaliteli misafirperverlik biçimi, hayal kırıklığı yaratan görkemsiz bakımsız tarihi eserleriyle kendinden bir günde soğutan bir kent.Geceleri de sokakları gayet ıssız ve tehlikeli...

Floransa'dan bir graffiti, Floransa sevimli bir sanat şehri, tarih kokulu...Uzaktan sanki ihtişamlı, karmaşık bir büyük yer gibiydi ama küçük,abartısız, sakin..









Venedik hariç bu kadar turist akınını hakeden başka şehrini göremedim İtalya'nın. Çok beklentisi olup, gidecekler için yazdım bu kısmını. Çünkü herkes italya'nın çok büyülü bir yer olduğunu idda ediyor. Böyle bir geziye girişmişken, italyayı fazla önemsemeyip İspanya'nın havasını solumak bence hem ekonomik açıdan hemde akdeniz sıcaklığını, kokusunu tatmak açısından cazip.






MADRİD
Herşeyi bir yana bırakıp ( para, zaman,sorumluluklar, imkanlar,detaylar..) ilk durağı belirliyoruz: Madrid!
Biliyorum ki herkesin kendine göre çok zor bir hayatı var bu ülkede, iş arıyoruz, işimizi sevemiyoruz, tatil yapmak mesele, kira var, kriz peşimizde, hergün haberleri takip edersek hayattan soğuyoruz,bir mücadele, isyan çığlıkları,...vs. Böyle zamanlarda soluk almak ve dünyanın başkaları için nasıl da başka döndüğüne tanık olmak adına uzaklaşmak en iyisi.Tek mesela kalıyor, para!sonuçta en ıssız adaya bile gitsek ...Ama uğraşınca olmayacak şey yok...Şimdilik kendimizi sokaklara bırakıyoruz, binalar,müzeler bir yana, insanlarlayız, sokaklarda, köşebaşlarında, meydanlarda...






Madrid sıcak, gençlik havasında, canlı bir şehir. akdeniz akdeniz...Flamenko tadı da var...

Gezilecek yerlerden ziyade ilk izlenim ve tavsiye niteliği taşıması açısından çok kısaca yazdım. Madrid genç insanın şehri, sıkılmadan sokak sokak dolaşmak, sokaklarda içmek..Bir gün yetmezmiş...


BARSELONA BARSELONA
Barselona ilk adımımızı attığımızdan itibaren bahar duygusunu veren bir şehir.




Bütün italyayı gezmeye değecek denli güzel ve değerli bir şehir bence. Izgara sistemi şeklinde inşa edilmiş binalarla şehir cetvelle çizilmiş kadar düzgün ama bir o kadar da geleneksel dokularla binaları çekici, sıcak akdeniz tadında...
Her sokak ince ince işlenmiş gibi, yürüyerek her bir yeri gezilebilir.Ben de bu upuzun pırıl pırl sokaklarda ayaklarım su toplayana kadar yürüdüm.
Tarihi eserlerin yanısıra, geniş sokakları, kocaman gepgeniş plajı, meydanları boşluk, rahatlık, koşma hissi veriyor İstanbulda unuttuğumuz! Herşeyiyle şimdiye kadar en çok sevdiğim şehir olduğundan biraz bahsetmek isterim.




Sagrada familia Barselonanın simgelerinden en çok bilinen tarihi kilisesi.



Fotograflarda göründüğü kadar etkileyici ve bana bütün kiliselerden çok daha sevimli göründü.

"Bu kilisenin yapımına 1882 yılında başlanmış ,1883 yılında kiliseyi tamamlama görevi Antoni Gaudi'ye verilmişti.Gaudi 1926 yılında bir trafik kazasındaki zamansız ölümüne kadar kilisenin yapımı ile uğraşmış ancak kiliseyi tamamlayamadan ölmüştü.Bugün kilisenin yapımı hâlâ devam etmektedir"




Barselona şehrinin en merkezi caddesi LaRambla....Bu cadde boyunca genelde oteller sıralı halde ve turistler için sokak sanatçıları çeşitli gösteriler yapmaktalar. Arasan kolay bulunmayan büyük bir market, çok çeşitli meyvaların olduğu küçük meyva pazarı bir turist için herşeyi kolaylaştırıyor:) Bu cadde nin bir ucu sahile bir ucu da Barselona'nın Catalunya Meydanına uzanıyor. Sahile inince yine bir ferahlık, çeşitli alışveriş merkezleri, Cristoph Kolomb'un Akdenizi işaret eden devasa heykeli ve Akdenizin derinliklerini gözler önüne seren dev akvaryum: Aquarium....

Park Güell şehrin en tepesinde yer alan bir Antoni Gaudi eseri.Parka tek yol olan, ufacık ıssız mahalledeki yürüyen merdivenlerle çıkılıyor. Bana çok ilginç gelmişti sokağın boydan boya yürüyen merdiven olması. Park herşeyiyle dev bir pastadan ibaretmiş gibi. Pastadan evler, yollar , ağaçlar...

"Bu park Guell'in özel mülkününün Gaudi tarafından bir park haline getirilmesi isteği ile ortaya çıkmıştı. Park Barselonaya tepeden bakıyordu.Ve en önemli özelliği Gaudi'nin mozaiklerinden oluşan eserleriydi. Gaudi'nin müzesininde içinde bulunduğu park sizi başka bir dünyaya götürecektir.Yine Gaudi'nin mozaiklerle süslü şehirdeki Battlo ve Milo evleri görülmeye değerdir"
(http://www.uzaklar.com/content/view/421/167/)


Barselona görülmeye değer, akdenizde pırıl pırıl parlayan bir kent:)







25 Mart 2009

Bologna Children Book Fair 2009- Bologna Çocuk Kitapları Fuarı 2009


Bologna Çocuk kitapları fuarı bu sene 23-26 Mart tarihleri arasında gerçekleşmektedir. Fuarın ilk gününe katılabilmiş biri olarak oldukça yorucu ve aynı zamanda üretmeyi kamçılayan bir atmosferin olduğunu söyleyebilirim. Konuk ülke Kore olması nedeniyle yoğun bir uzakdoğu hakimiyeti vardı. İllustratörler önceden hazırladıkları çalışmalarının yer aldığı kocaman dosyalarıyla, fikir sahibi oldukları yayınevlerinin standına uğrayıp çalışmalarını gösterip en azından kartvizitlerini bırakıp kendilerini tanıtma imkanı buldular. Giriş kısmındaki illustratörler panosunda da her illustratör kendi kartvizitini iliştirip yeni kapılar açma şansını denedi. Bu fuar gerçekten önemli, önceden hazırlıklı gitmek gerek. İllustratörlerin kendilerini temsil edecek ajansları yoksa( ki bu biz oluyoruz) iş başa düştü demektir. Hele bu kapılar Türkiye için daha zor aralanıyor gibi geldi bana. Deneyerek yanılarak, pek çok yayınevine en azından maille ulaşarak bir başlangıç yapmaya çalışmak, yaşam koşullarının yanısıra kendine birşeyler katmaya çabalarken eriyip kaybolmadan,pes etmeden önce var olduğunu duyurmak için bizim biraz daha çabalamamız gerek. Avrupa yaratıcılıkta ne kadar standartları aşan, ayakları yere sağlam basan bir bakış açısına sahipse bizimde bu ortamı yaratma hakkımız ve şansımız var. Artık çocuklar anlasın diye uğraşmaktan, onları küçümsemektense.... çocukların hayal gücüyle başa çıkmaya çabalayan bir bakış açımız olmalı...

Bizim çok yetenekli illüstratörlerimiz olduğunu düşünüyorum, tüm dünyaya eşdeğer! Yeter ki onlardan insanı şaşırtan şeyler beklensin! Zaman kaybına, kendimizi kıyaslayıp yetersiz görmeye gerek yok. Kaliteye biraz bütçe ayrılır ve güzel bir zamanlama organize edilirse çizerlerimizin yapamayacağı şey yok!O zaman belki bizimde telifleri dünyaya satılan kitaplarımız olur.


Eksikler, hızlı adımlar, yazılacak söylenecek çok şey var hala, bize dair fuara dair.Benim de gözlem yapmak dışında dikkate değer bir eylemim olmadı, o açıdan konuyu çok doğal bir bakış açısıyla keni gözümden çok az da olsa yansıtmaya çalıştım. Yayınnevlerinin, çizer ajanslarının nasıl bir sistemle orada bir tanışma tanıtma şekillerinin olduğunu anlamak güç değil. İlerlemek, keşfetmekten yanayım. İtalya'nın "Roma"sının yarattığı hayalkırıklığından sonra beklentilerimi düşük tutarak fuarı gözlemlemem beni harekete geçirdi. Yapacak çok iş var...

Konuyla ilgilenenlerle haberleşelim:)

02 Mart 2009

BOLOGNA ÇOCUK KİTAPLARI FUARI 2009


BOLOGNA ÇOCUK KİTAPLARI FUARI
23-26 Mart 2009
Bologna Çocuk Kitapları Fuarı çocuk kitabı yayıncılığına dair yapılan en önemli uluslararsı fuardır. Yayınevlerinden, çizerlere, yazarlara, yazar ajanslarından multimedya televizyon dünyasına kadar yayıncılıkla ilgili pek çok sektörü konuk eden fuar bu yıl 23-26 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek. Bu yılın konuk ülkesi Kore...
Fuar sonrası ayrıntılı bilgileri aktarmak, konuyla ilgili geniş bir bilgi edinmek üzere....

07 Kasım 2008

Balık


BALIK
Laura S. Matthews
Savaşın gölgesinde, bir çocuğun umuda yolculuğu...
İngiliz yazar Laura S. Matthews, insanoğlunun yarattığı en büyük felaket olan savaşı, küçük bir çocugun gözünden yansıtıyor. Çocugun, yaşatmaya çalıştığı minik Balık'la umuda yaptığı yolculuğu sımsıcak bir dille anlatıyor.
Çocuk Roman Günışığı Kitaplığı Türkçe 173 sayfa

Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları

Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları
Sally Nicholls

Adım Sam.
On bir yaşındayım.
Hikayelere ve fantastik gerçeklere meraklıyım.
Siz bunları okurken galiba ölmüş olacağım.

Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları olağanüstü yetenekte genç bir yazarın ilk romanı. Eğlenceli ve içten anlatımıyla, okuduğunuz en güçlü ve canlı romanlardan biri olacak...
Çocuk Roman Tudem Yayınları; İzmir, 2008, 198 sayfa

05 Kasım 2008

İmza Günü





Vınn kitabımızı alan, almak isteyen, sohbet etmek, geçerken uğramak isteyen herkesi 8 Kasım cumartesi günü Tüyap Kitap Fuarında Marsık Kitap standında (107 no) yazar ve çizer olarak imza günümüze bekliyoruz...







Zizi'nin Düşleri
Serap Deliorman, Özge Deniz Özker
Tudem /Öykü Dizisi
Etiket Fiyatı: 13,90 YTL





Dağ Kaşındı

Serap Deliorman, Simla Sunay Tudem /Öykü Dizisi


Etiket Fiyatı: 14,90 YTL

15 Ekim 2008

Vınnn

PA PAAAM!! Vınnn bir iki haftaya kadar tüm kitapçılarda! Yazarı Rana Raschid ve çizeri ben olan kitabımız, büyük bir emeğin sonucu olarak karşınızda...



VINNN!..
Yazan:
Rana Raschid
Çizen:
Serap Deliorman



Yaşamı Ne Kadar Hızlı Yaşıyoruz?!
Hepimizin bir sürü uğraşı var.
Peki ama günlük koşuşturma sırasında sevdiklerimize
ne kadar zaman ayırabiliyoruz?
Sizin çevrenizdekiler de bir yerlere yetişememekten şikayet ediyor mu?
O zaman bu kitap tam size göre!



Türü: Öykü
Fiyat: 9.90YTL
4+ yaş

18 Ağustos 2008

Nihayet yeni güzel evimize taşınıyoruz. Kadıköyün en belalı sokağında geçen 2 yılın sonunda..Son olarak, tüylerimi diken diken eden bir şiddet vakasına daha tanık olduktan sonra ...
Bütün dostlarımızı en kısa zamanda büyük partide göreceğimi umuyorum. Çok yakında...:)


Veda,
"Delikuşla sohbet ettik bu sabah dedikleri bir bir aklımda:

Bu kahvaltılardan, patetes çılgınlığından, kahvesinin tadından, yeni kitabın çılgın kutlamasından,bir gecede dünyayı gezmenin yorgunluğundan, gemilerden, susuzluğa rağmen hergün şekillendirdiğimiz umudun son halinden, para hırs kıskançlık olmadan kurulan köprülerden, emekten vazgeçmek bu kadar kolaymıydı derken bile salaklık sınırlarımı zorluyorum .Ama bu kadar kararsızlığın içinde bu kadar kararlı olabilmek kolay değildir eminim, saygılar...bunu zamana borçluyuz. Kimine göre kısa kimine göre uzun zamana....

11 Temmuz 2008

Bu katliam beni çok etkilemiştir.Bu habere dikkat çekmek istedim.
http://www.ntvmsnbc.com/news/452764.asp
Srebrenica için açılan dava Lahey’de reddedildi.
"1992-1995 arasında süren Bosna savaşında, Ratko Mladiç yönetiminde Srebrenica kentine giren Sırp askerlerinin, çocuklarla birlikte 8 bin 106 kişiyi katlettiği gerekçesiyle dava açan ve aralarında “Srebrenica anneleri”nin de bulunduğu 6 bin kişinin avukatlığını yapan 200 kişilik Axel Hagedorn avukatlık bürosu sonucu “yanlış karar” olarak değerlendirdi."
Mahkeme Srebrenica’da yakınlarını kaybedenlerin, Hollanda hükümetine karşı açtığı davanın da düştüğünü belirtti.
Burası Avrupa işte 8 bin insanın ölümü bir anda görmezden gelinebiliyor bir gece de ölmeleri gibi çabuk ve önemsiz. Bu mahkemelerin amacı nedir gerçekte Tamamen göstermelik bir uğraş. Zamanında eski Yugoslavya başkanı savaş suçlusu Miloseviç in yargılandığı davayı görme fırsatımız olmuştu bir arkadaşımla. Camekan arkasında gerçekleşen ve belli saatler ziyaretçilere açık olan bu mahkeme tamamen şov görünümündeydi ve mide bulandırıcı bir hali de vardı yargılananların keyifli halini göz önünde bulundurursak! Bu insanlardan mı bişeyler öğreneceğiz?
Hollanda hükümeti kendi suçunu nasıl da içi rahat görmezden gelebiliyor...insanları yargılanma aşamasına zorla getirip sonra da ceza bile veremeden konuları kapatıyorlar.Miloseviç işlediği suçun cezasını çekmeden herhafta bir sirk gösteri gibi yapılan mahkemede keyifle vakit geçirip eceliyle öldü.

04 Temmuz 2008

Kalanlar,en içten, en dürüst, en dost, en eğlenceli en umut verici....

26 Haziran 2008

Kırmızı-Beyaz


Birliktelik, heyecan ve bu aitlik hissi güzeldi. Her türlü akıl almaz sıkıntısına ve büyük bir savaş halinde geçen günlere rağmen bu ülkenin parçası olmak iç rahatlığı...
Türküler, masallar, en içten filmler, umulmadık sıcak insanlar cabası. Napalım yaşamayı seviyorsak, herşeyine rağmen.
Umut, hayaller, dostlar,sevgililer bizim, paylaşmak, birlikte şarkı söylemek, şarabı tatmak ,gülmek, derdin duvarı...daha neler neler
Bu dünyaya bu toprağa ait olmak güzel, isyanlar pahasına...

23 Mayıs 2008

Yazlık kıyafetler çıkınca ortada kalan onca kazak, giyilmeyen bir sürü gereksiz seviyorum diye kenarda tutulan giysiler için yeni dolap adresleri:

1. TOCEV 0212 280 25 11
2. ACIL IHTIYAC PROJESI VAKFI 0212 491 06 61 -534 33 82
3. COCUK ESIRGEME KURUMU 0312 310 24 60
4. KADEV (KADIN EMEGINI DEGERLENDIRME VAKFI ) Beyoglu'ndaki vakif binasinin hemen alt katinda Nahil ismindeki dukkanda ikinci el esyalar satiliyor. 0212 292 26 72
5.
www.velimolurmusun. org sitesinden bir cocugun velisi olabilir ve Express Kargo da sponsor oldugu icin ucretsiz gonderim yapabilrsiniz.
6. Taksim Genclik ve Cocuk Evi. 13 - 18 yaslarindaki kiz cocuklarinin siginma evi. Herseye ihtiyaclari oluyor. 0212 251 28 18
7. Beyoglu Sosyal Yardim Magazasi 0212 251 83 44 nolu telefonu arayip adresinizi soyledginizde bir gun sonra evinizden neyi vermek istiyorsaniz alip fakirlere dagitiyorlar.
8. Umut Cocuklari Dernegi ev esyalarini kabul ediyor. 0212 297 61 05 - 297 61 06
9. TOFD (Turkiye Omurilik Felclileri Dernegi ) 0212 661 08 61
10. Bir ogretmenin cagrisina da kulak verebilirsiniz '' Trabzona bagli Duzkoy Cayirbagi I.O . ogretmeniyim. 600 civarinda ogrencimiz zor sartlarda egtim goruyor.yardimci olabilirseniz seviniriz.''
mesutmevlude@ mynet.com
11. Mahalle muhtarlari da bu tur yardimlari alip dagitabiliyor.

12 Mayıs 2008





İlgiyi, tanıtımı hakeden, okumak için, resimleri için eve koşturan kitaplardan bazıları., eminim daha çok vardır. Haberdar ederseniz sevinirim...

Çizgili Pijamalı Çocuk----- John Boyne- tudem -
Ev Canavarları Aile Rehberi ------------Stanislav Marijanovic
Son Kara Kedi ----Evgene Trivizas





"Piyano Çalmayı Öğreniyorum" kitabı nihayet sonuçlandı.
Sevgili Diğdem ve Elvan Gezek'in hazırladığı kitabın resimlemelerini yaptım. Birlikte uzunca bir zaman çalıştık, bu kitabın hazırlanmasında bir sürü emeğin yanısıra mutluluk, karamsarlık, tatlı komik anılar, karmakarışık herşey yaşandı.
Hayatları piyano ile rengarenk geçen iki arkadaşımı kutluyorum.

25 Nisan 2008

isyan

Nereye kadar bu insanlarla sürükleneceğiz! Artık o kadar çoklar ki ! Ne eğitim düzeyi ne dış görünüşü hiç bir şey farketmeden, karşındaki yok sayıp taciz edebilen insan mı, bu pervasızlık nedir artık?! Hayatı boyunca en ufak bir tacize maruz kalmamış bir kadın var mı, yok' heryerde sözle, gözle, her türlü taciz gündelik hayatta gayet karşılaşılabilinecek bir durum olmuş ve memleketimizin onca kendiyle övündüğü kendine has özel erdemli naif anadolu insanı maskesinin yanısıra...Bu kadar kompleksli, bastırılmış sorunlu insanlar olabilir mi?var işte heryerde...
nerde huzurlu diyarlar, güvenli sıcak yuvalar?
Gelinlik giymiş bir insanı bile algılayamayan varlıklar var aramızda, sadece varlar.
bunun neyle ilgisi var, ekonomik düzeyimizle, gelişememişliğimizle mi?Tamamen bencillikle!
O kadar çok tüketen maddi manevi doyamayan insanoğlu bu ülkenin her bir köşesinde...Herşeyi koparıp yok etmekten yana herkes, artık bir gazete alamıyorum elime, dünyanın dört bir yanında halen süren savaşlar bir yana bir de cinayetler, tecavüzler ...
insanı herşeyden alıkoyan bir umutsuzluk sarıyor sonra da...
Biz başka yerdeyiz sanırım, sesimizi duyan mı yok! Şimdi bir gelinlik giyip yola çıksak kimle karşılaşırız ilk, yollar nereden nereye kadar uzar, iyi değil sadece konuşabileceğin sadece insanı bulma umudu biter mi, kadınların geceleri sokakta dolaşabildiği ülkeler kurulur mu, tanımadığına gülümseyebilen insanlar yetişir mi, korkunç şeylerle değil de olağanüstü şeylerle hayrete düşeceğimiz günler gelir mi,kadınlar artık bütün bu saçmalıklardan,satılmaktan satmaktan kendini kurtarır mı ..
bitmez.herkes yazıyor köşesinde hergün, bitmiyor...

08 Nisan 2008

BOYALI KUŞ


İşte çocuk kitabı illüstratörleri resmi sitesi.
"Daha önce çocuk kitapları ilüstrasyonları konusunda deneyimli, Anadolu ve yakın coğrafyamızın masal geleneğini bugünkü kitaplara aktarmak için yıllardır çalışan yaklaşık 30 profesyonel çizer, bu internet sitesinde bir araya geldi. " emekler, eğlenerek çizilmiş renk renk resimler, hepsi
...hepimiz oradayız...
http://boyalikus.com/

07 Nisan 2008

Bologna Çocuk Kitapları Fuarı- 2008


Neyse bakalım, iletişim sorunları aşılıyor.. Benim söyleyecek şeylerim bitmemiş herşeye rağmen, bir kaç konu var:

Bu sene gerçekleşen Bologna Çocuk Kitapları Fuarı...Çocuk kitapları alanındaki en etkili ve tek fuar denebilir.Çeşitli nedenlerle lkemizin neredeyse hiçbir etkinliği olamıyor. Şimdiye dek illustratörler sergisine katılmış bir çizerimiz yok. Bu sene olmasa da çalışıyoruz ve umuyoruz ki 2009'da oradayız. Başka katılmayı düşünen olur mu ki?
Gelecek fuar Frankfurt Kitap Fuarı...Konuk ülkenin Türkiye olması bakımından önem taşıyor. Çocuk kitapları bölümü olan genel bir kitap fuarı.
Takip edelim...

19 Kasım 2007

Kendi kendime yaptığım bu sanal anlamsız muhabbete bir son veriyorum artık, yankısı kalmadı seslerin, iletişim yetimiz kablolarla sınırlı,hepimizin, teker teker kesiyorum telleri...

06 Kasım 2007

meeting in Zdonov - Zdonov (Çek Cumhuriyeti) Sanat Buluşması

23 Eylül den başlayıp Ekim sonuna kadar süren ve bu çiftlikte ilki gerçekleştirirlen projede yer almak çok güzeldi. Bir alanı sanatsal bir çabayla değiştirmek başka anlamlar yükleyerek o atmosfere bir şeyler katmakla yola çıkıldı. Çiftliğin odalarında herkes kendine en uygun alanı belirledi. Benim projem için biraz ışık ve en güzeli güneş ışığı gerekliydi. Ancak mekanların çoğu hala restorasyonu tamamlanmamış ve naif durumdaydı.Ben de projem için merdiven aralığını seçtim, en azından ışık kırılmalarını hareketle değişen yansımaları yakalamak adına. Benim için mekan bir masal sahnesi gibiydi ve bu sahneden ortaya dökülen bu dilek ağacı oldu. Parlak altın yaldızı ve değişik parlak materyaller kullanarak merdivenlerde bir nefeslik olsun değişiklik yaratmak istedim. Bu proje herşeyiyle ilk-lerden oluştu, hepimiz adına. Ateşin kıyıcığında sohbetler, açılışlarımız, yeni yeni insanlar, kar, uçsuz bucaksız ormanlar, sessizlik, paylaşmak!...





Elimde olmadan yerel motiflerden yola çıkmışım, evrensel bir şeyler söylemeye çalışırken.



Sürekli kafam karıştı, aynı denizde balıklar, aynı gök tepelerinde, suda kökler aynı gövdeden..


Masal işte...




Projede çok çok harika çalışmalar yer aldı. Daha ayrıntılı bilgiler http://www.meetinginzdonov.blogspot.com/

bu sitede yayınlanacak. Diğer sanatçıların çalışmaları, kesitler, projenin ayrıntıları: http://www.challengeaspace.blogspot.com/

08 Ekim 2007


Bu üçlü resim, zor geçen bir dönemin bitmesini sağladı.

04 Ekim 2007

Travis - Dear Diary
dear diary
what is wrong with me
cos i'm fine between the lines

be not afraid
help is on its way
a sentence suspended in air way over there
dear diary
what else could it be
as nightshade descends like a veil under the sail of my heart
be still don't stop until the end
dear diary

what is wong with me
cos i'm fine between the lines

03 Ekim 2007

s a b a h s a b a h ç a r e s i z l i k

Bir kadın gördüm,kaldırıma düşen gölgesiyle konuştu.
Durdu, hepimiz devam ettik.
Sırtı dönük akan yola, akan hayata
yol upuzun gün.
Gölgesi karşısında.Durdu, boyluboyunca konuştu. Ne konuştu?
Yürüdüm akan yolla, rüzgarla,omuzların ağırlığıyla,uzaktaki gölgeyle konuşa konuşa,
gözlerin arasından dar çarşı sokaklarına.
Hepimiz aynı şarkıyı söylüyor gibiydik, düşündük de şöyle ince ince sanki
balıkçılar,akan sular,hepimiz.

28 Eylül 2007

Bir ağaç var içimde
fidesini getirmişim güneşten.
Salınır yaprakları ateş balıkları gibi
yemişleri kuşlar gibi ötüşür.

Yolcular füzelerden
çoktan indi içimdeki yıldıza.
Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar,
komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok.

İçimde ak bir yol var.
Karıncalar buğday taneleriyle
bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer
ama yasak, geçemez cenaze arabası

İçimde mis kokulu
kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil



Nâzım Hikmet

19 Eylül 2007

"Yanlış Zaman Yolcuları"
Bu hafta vizyona giren bir film konumuz. Filmin iki faklı afişini de ben yaptım. Yaptığım en eğlenceli işlerden biri oldu. Farklı bir afiş olması için uğraşıldı, o yüzden ekliyorum buraya da...Lütfen filme gidiniz.


YANLIŞ ZAMAN YOLCULARI
Gösterim Tarihi: 21 Eylül 2007
Dağıtım: Kenda Film
Yapımcı: Aren Perdeci
Senaryo: Aren Perdeci, Canan Cemali
Yönetmen: Aren Perdeci
Görüntü Yönetmeni:Serkan Güler, Ahmet Sesigürgil(Roman Bölümü)
Sanat Yönetmeni: Nilüfer Özseven ,Bora Batur(Roman Bölümü)
Orjinal Müzik: Saki Çimen, Mat, Edvard Aris
Yapım: Türkiye 2007
www.yanliszamanyolculari.com
Oyuncular: Murat Onur (Mahir) Canan Cemali (Aslı) Sinem Tuncer (Sinem)
İlker Uysaler (Mahir’in çocukluğu)
Sermet Tezel (Sermet Bey) Karolin Sarı (Matmazel Sona)

Filmin konusu için şu linke bakabilirsiniz:
http://beyazperde.mynet.com/film/3731
Fragman için de:
http://www.youtube.com/watch?v=XsK_lB4PhVU

18 Eylül 2007

Alternatif yaşam arayışları devam ederken, kurduğum sistemlerin çoğu çöktü, buradaki atmosferde sosyalist anlayış da ömrünü tamamlarken, emperyalizmin kolları en yakınımda...Halbuki biz paylaşalım derdik. Artık, rahat koltuklar, yapma çiçekler, renkli ekranlar, demir makaslar,görünmez ilişkiler,maskeli balo çılgınlığı.
Bireysel yaşamlarımız, yanlızlığın dayanılmaz hafifliği ve doğayı özleyen ben, nostaljiyle, elle tutulan parça parça olmuş kalanlarla hala insanı savunan ben...Sanırım pes ediyorum, bu kavgadan, çarklardan elimizden alınan onca şeyden sonra.
Şiirle şarkıyla beslenip isyan, acı kusmak artık kimseyi etkilemiyor.
Sizin olsun bu şehir.





    fotoğraflar: Reza Mirlobof

  • İran gezisine dair fotograf ekleyemedim henuz, yakında..Hem daha ne güzel anlatacaklarım vardı fotograflarla..şimdilik